Askeri Derinlik-Operasyon-Paralel

Bir önceki yazımda Jet Motorlarından ve havadaki o garip izlerden bahsetmiştim. [Bkz. Jet Motorları ve Havadaki Garip İzler] Ondan Önceki yazımda da F35 ve VTOL konusuna değinmiştim. [Bkz. F35-DİKEY-KUYRUK ]. Bu yazımda da hem gündem olduğu için hemde bu konuda toplumda birçok yanlış bilgi olduğu için başlıkta belirttiğim gibi askeri derinlik, hava ve deniz kuvvetlerinin çalışmalarına değineceğim. Bu yazım diğerlerine göre çok daha az teknik olacak.

ASKERİ DERİNLİK KAVRAMINA BAKIŞ AÇISI

“Askeri Derinlik” kavramı birçok kişi için farklı anlamlara gelebilir. Ben bu kavrama konvansiyonel anlamda yaklaşmıyorum. Benim için “Askeri Derinlik” kavramı, “Askeri birimlerin hiyerarşi içerisinde tüm hareket alanlarını kontrol edebilme ve planlandığı şekilde yönetebilme” katsayısıdır . Ben bu bölümde Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendimce “Askeri Derinliğine” dikkat çekmek istiyorum.  Malum hain darbe girişiminden sonra bu konu aslında çokça sorgulandı. Birçok askeri yetkili, ordunun harekat kabiliyetinin yeterli olmadığını, ordunun diğer modern ordulara göre çok “kalabalık” olduğu gibi birçok farklı konuya değindi. Benim alanım bu değil, o nedenle o konulara girmeyeceğim. Ben donanımsal açısından bu konuya değineceğim.

TSK, son 15-20 yıl içerisinde büyük bir modernizasyon dönemi geçirdi. Birçok alanda yeni donanımlar alındı, üretildi, modernize edildi. Kuşkusuz, Deniz ve özellikle Hava kuvvetlerinde yapılan modernizasyon, Kara Kuvvetlerine göre çok daha büyük çaplı oldu. Ülkemizin bulunduğu jeopolitik konum özellikle bu iki kuvvet komutanlığının çok daha etkin olması gerektiğini bize zaten defalarca kez gösterdi.

Hava kuvvetleri envanterine baktığımız zaman (Bkz. 1) envanterdeki uçak sayısının birçok diğer modern ordudan fazla olduğunu ancak bununla birlikte çeşitliliğin az olduğunu görüyoruz. Birçok eksiklik sayılabilir fakat benim için en büyük eksiklik bombardıman uçakları. Özellikle de “Flying Wing” tipi uçaklar(B-2, F-117,YB-49 vs). Bu tabiki zor bir teknoloji ve oldukça spesifik bir amaç için tasarım yapılıyor. Her amaç için farklı uçak üretilmesi F-35 ile ortadan kalkmaya başlasa da Özellikle Sovyetler Birliği döneminde hava kuvvetlerinde uygulanan politika her amaç için farklı araç üretilmesi idi. Birçok kişi bunun ekonomik olmadığını,  politik sorunlar getirdiği gibi eleştirilerde bulunabilir, haklı da olabilir ama özellikle Amerikalıların kullandığı bir laf vardır bu konuda “Solutions were Solutions.”  Bu açıdan baktığımız zaman ben Hava Kuvvetlerinin benim tanımım ile “Askeri Derinliğinin” donanımsal açıdan çok da yeterli olmadığını düşünüyorum. Bu yetkinliğin sağlanması gerektiğinin farkında olan devlet büyükleri de bu konularda çalışmalar yapıyor ki özellikle İnsansız hava araçları konularında önemli yol kat ediliyor. Şunu da belirtmek gerekir ki bence, Hava Kuvvetlerine güç katmak sadece hava kuvvetlerini güçlendirmek ile olmaz, deniz kuvvetlerini de aynı paralelde geliştirmek gerekir.

GÖREV ŞEMASI

1
Bazı Görev Şemaları

Öncelikle size bir konuyu açıklamakla başlamam gerektiğini düşünüyorum. Bir savaş uçağı düşünelim. Mesela F-16. Her askeri operasyonun olduğu gibi bir savaş jetinin yapacağı operasyona dair de “Görev Şeması” vardır. Bu şema Sivil havacılık için genelde şöyle çalışır: Motor Çalıştırma(Warm Up)-Kalkış(TakeOff)-Tırmanış(Climb)-Seyir(Cruise)-Dolaşma(Loiter)-İniş (Landing). Askeri uçaklarda ise bu şema icra edilen görev amacına göre değişir. Hava Üstünlüğü (Air Superiority), Alçak İrtifa Saldırı(Low-Level Strike) ve Stratejik Bombardıman(Strategic bombing)  görevlerinde bu şemaya “Seyir çıkışı (Cruise out)”, “Silah kullanımı için gerekli zaman ve üç oluşturulması” “Silah bırakma(Weapon Drops)”, “Seyire dönüş (Cruise back)”dür.Bu konuda fighter-bomber uçaklar için ekstra bir durum söz konusudur. Gitmek istedikleri hedefe olan cruise mesafesi, dönüş için olandan çok çok daha kısadır. Bunun nedenini birazdan anlatacağım.

Uçaklar genellikle bu görev tanımına göre hareket eder. Şimdi düşünelim. F-16’mız bu görev tanımı ile bi operasyona gidiyor. Diyarbakır 8. Ana jet üstünden kalkan uçağımız hudut dışı bir noktaya operasyon düzenleyecek. Ortalama hedef uzaklığı 300-400 km kadar. (Yüklü bir F-16 ortalama 1000 km kadar havada kalabilir.) Bu ve bunun gibi görevlerde genellikle sadece “gidiş” için yakıt koyulur. [Görev planlamasına göre gereken yakıt miktarına ek olarak %6 fazladan yakıt koyulur. %5 Rezerv yakıt, %1 Hapsedilmiş yakıt (Trapped fuel-sanırım bu türkçesi-)] Peki neden sadece giriş için yakıt konulur? Bu biraz maliyet, biraz da aerodinamik ile ilgilidir.Aerodinamik kısmı biraz teknik ve maliyet de aslında ona bağlı. Şöyle anlatalım:

Havada iken Ağırlık kaldırma kuvvetine eşittir. Oda dinamik basınç, alan, ve kaldırma katsayısının çarpımı ile elde edilir. Kaldırma katsayısı bizim için referanstır(1/q * W/S [Q=Dinamik basınç, W=Ağırlık, S=Alan).  Havada iken yakıtın yanması ile birlikte ağırlık azalır. Bununla birlikte zaten bu uçağın icra ettiği görevde yüklü olan faydalı yükü kullandığını düşünelim -ki buda ağırlığı bir anda ciddi oranda artırır- Bu yüzden kaldırma kuvvetini sabit tutmak için dinamik basınç görev sırasında azaltılmalıdır. Bu da 2 şekilde olur: 1) Hızı azaltmak -ki bu genelde tercih edilmez-, 2)İrtifayı artırmak.  Buna da Cruise climb denir. Bu durum göz önüne alındığı zaman şöyle bir çıkarım yapılabilir:  İrtifa arttıkça, sürtünme genelde artar. Bunun tipik bir örneği, sıcaklık düştüğü için mach sayısı azalması ve kritik mach sayısına ulaşmasının kolaylaşmasıdır. Buda ekstra sürtünme demektir.  Bu nedenle özellikle stratejik bombardıman görevlerinde genellikle görevini tamamlayan uçak yakın bölgedeki diğer dost üste iner, yakıt ikmali yapar ve geri döner. İşte burada uçak gemilerinin yani deniz kuvvetlerinin önemi ortaya çıkar.

800px-B2_Spirit_closeup
Northrop Grumman B-2 Spirit- Strategic stealth bomber

UÇAK GEMİLERİNİN ÖNEMİ

Yukarıda bahsettiğim durum göz önüne alındığında her operasyonel bölgede üs yapılması, hem politik bir zorluk ile hemde askeri ve ekonomik bir maliyet ile karşılaşır. Bunu yapabilmek tabi ki büyük bir başarıdır ama bunun olmadığı yerlerde tek sığınak Uçak Gemileridir. Bu nedene ek olarak, uçak gemilerinin bir silahlı kuvvetin harekat kabiliyetini ne denli büyük ölçüde artırdığını tartışmaya gerek yok sanırım. (Buraya bi ekleme yapmakta yarar var. Günümüzdeki uçak gemisi sistemleri yapısal açıdan birçok hava aracı için uygun değil. Benim bahsettiğim durumlar bazı uçaklar için geçerli. Örneğin B-52, B-1, TU-160, TU-95 gibi ağır bombardıman uçakları, uçak gemileri için uygun değildir. Ben burada B-2, B-21 gibi flying wing, F-16, F35 fighter gibi uçaklardan özellikle söz ediyorum. )

Tüm bunlar göz önünde bulundurularak, bu konuda da bir atılım yapıldığını görüyoruz. 01.06.2015 Tarihli imzalanan sözleşme kapsamında “Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD)” adı altında çalışma başlatılmıştı. Çalışmanın amaç ve kapsamına ilişkin detaylı bilgiyi SSM’nin “Havuzlu Çıkarma Gemisi” adresinden edinebilirsiniz.   ( Ayrıca bu proje ile ilgili okuduğum en kapsamlı yazıya da buradan ulaşabilirsiniz: Havuzlu Çıkarma Gemisi(LPD) )

Burada dikkat çeken bazı hususlara değinmek istiyorum. Bu projenin tanıtımında Syn. Cumhurbaşkanı şöyle bir cümle kurmuştu: “Açıkcası ben hala Türkiyenin Modern Nükleer bir uçak gemisine sahip olmamasını büyük bir eksiklik olarak görüyorum” demişti. Nükleer Uçak gemileri artık günümüzde, ülkeler için tam anlamıyla “Güç Gösterisi”ne dönüşmüş durumda. Özellikle Amerika Birleşik devletlerinin bu alanda açık ara liderliği bulunmakta. En son ürettikleri “Gerald Ford” birçok ilkleri barındırıyor. (Maliyeti 12.9 Milyar $) Bunlardan en önemlisi benim kanaatimce “Elektromanyetik Uçak fırlatma sistemi (EMALS).” Elektromanyetik enerjiyi kullanarak, uçakları mancınık yardımı ile fırlatmayı sağlayan bu sistem ABD deniz kuvvetleri tarafından geliştirildi.

img_0889
Yeni Milli Uçak gemisi IDEF Savunma Sanayi Fuarında

 

Son söz olarak şunu belirtmeliyim ki son 14-15 sene de Türk Savunma Sanayi inanılmaz gelişmeler yaşadı. Bir çok alanda kazanılan başarılar ve edinilen teknolojiler yeni Dünya düzeninde olmak isteyen bir ülke için hayati önem taşıyor. Bu olgular göz önüne alındığında bu alanda geleceğe umutlu bakmak için birçok sebebimizin olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bir Sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

Kadir Doğan

Reklamlar

Askeri Derinlik-Operasyon-Paralel” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s